meleğim
Группа: Свои люди
Рег.: 13 Сентябрь 2007
Из:
Пол: Женщина
Сообщения: 2606
Награды: 0
Замечания: 0%
Статус: Offline
| Вот это я нашла в интернете,может быть кто-нибудь сможет перевести с турецкого на русский) In my job, meet people from all over the world. A friend of mine is from Greece. His sense of humor is very close to mine. its well known that Turks and Greeks had always so close mentality. We enjoy the same jokes in movies and TV.... here, in bellow you can see some very funny dialogues in Turkish....really crazy conversation....ops sorry I dont have translation in English! everybody can add funny dialogues:))) lets just have some fun here.....:) eh şimdi Biraz Gülelim demi:))) "Anlat Bakalım Yarışmasından Yaşanmış Diyaloglar" **Kelime: KADINBUDU ** - Oğlum sen nesin? - Erkek! - Tersi? - Kadın! - Onun yeneni? - Çıtır **Kelime: TERLİK** - Neyle yürürsün? - Ayak! - Heh, hani böyle ayakların üşür altında onlar olur böyle yumuşak yumuşak. - Koyun! ! - Yuh onun daha küçüğü ya, koyun dedi hödük! - Kuzu! ! ! - Allah belanı versin pas! **Kelime: DİZ** - Pantolonu nereye giyeriz? - Bacağa? - Hah bacaklarımızın ortasında ne vardır? - O haaa! **Kelime: ZEBANİ** - Allah’ın meleklerinden biri. - Cebrail. - İlk üç harfi çizgili bir hayvanı çağrıştırıyor. - Zebrail? - Seni zebrail çarpsın inşallah! **Kelime: TELEPATİ** -Hani ben sana bir şeyi anlatmaya çalışıyorum ama sözle değil beyin dalgalarıyla falan... -İhihih neydiiii.. Teletabi..! -Tamam tele'si kalsın kedilerin eline ne denir? -Buldum telepençe.. -Offf beee bir kere de bil be... **Kelime: TİMSAH ** -Abi böyle hani kertenkele nedir? -Hayvan -Ne cins hayvanı? -Sürüngen -Ok, abi bu kertenkelenin bir kaç beden büyüğü. - Ejderha -? ! ? ? ? ! ! (Yuhhh) Son kelime eğer bilinirse oyun ve hesap girecektir. Süre son 10 saniye **Kelime: LAMBADA** -Ekip1 bakan kişi: aha mıçtınız -Ekip2 anlatan kişi: sen öyle san. Söyle bakalım Alaaddin’ in cini nerede yaşar? -Ekip2 anlayan kişi: Lambada -Ekip1toptan: Ha…tir... **Kelime: UĞUR DÜNDAR** -Anlatan: Tv de program yapıyor hani yıllardır. -Anlayan: Reha Muhtar? Ali Kırca? -Anlatan: Yok yok sarışın mavi gözlü -Anlayan: Atatürk? -Ekip1: Gülmekten iptal! **Kelime: KRAMP** -Anlatan: hani futbolculara girer -Dinleyen: krampon -Gülme sesleri kesildiğinde süre çoktan bitmiş……. **Kelime: SERÜVEN** -a: Abi Macellan nasıl birisiydi? -b: Ne biliyim iyi birisiydi herhalde (birinci kopuş, ama duur) -a: Abi onu demiyorum neye düşkündü? -b: Karıya kıza bir de içkiye olabilir.. (Pes) **Kelime: MISIR** -Kız: Keops nerde? ? -Çocuk: Etiler! ! -Kız:Allah cezanı versin Emre.... **Kelime: OKUL** -Biz nereye gideriz her gün? -Bara... diskoya... sinemaya.. kafeye...bowlinge..alışverişe...gezmeye.. ay olmuyor böyle başka şekilde anlat -Ailemiz bizi nereye gidiyor biliyor? ? -Haaa okulaaa…. **Kelime: ANNELER GÜNÜ** -Cennet kimin ayakları altında? -Anne -Tamam, hani onların özel bir zamanları var, ne o? -Adet.. :)))) Reha Muhtar telefondaki adama fırça atıyor: -Bütün bunları nasıl yaptın ha? cevap ver?? -Bakın efendim şöyle izah edeyim... -Sus konuşma, hala utanmadan izah ediyorsun.. cevap versene??! *** Reha Muhtar: kaza nasıl oldu anlatır mısınız? Mağdur (kaza sonrası yatakta yatmaktadır ) : kamyon karşı yoldan bizim taraf geçti ve kafadan çarptı. RM: Peki o sırada ne düşündünüz? Mağdur: Valla pek bir şey düşünemedik Reha Bey. RM: Anlıyorum ama o sırada düşündüğünüz ilk şey neydi? Mağdur: Bir şey düşünemedik, zaten çok kısa sürede oldu. RM: yani efendim, o orta şeridi aşıp üstünüze gelirken, aklınıza ne geldi? Mağdur: Hatırlamıyorum. RM: Peki efendim. **Kelime:KÖPEKBALIĞI** -Denizde ne olur? -Dalgaa! -Hayır ya öyle değil hani karada da var hav hav eder? -Ha köpek -Onun denizde olanı? -Deniz Köpeği -alo merhaba - hello - sorry, is emre there ? - ( telefondan bir ses duyulur ) emreeeeeee seni yarim yamalak turkce konusan biri ariyo , gel .... - !!!!!!! buyrun - merhaba..ben iş başvurusunda bulunmuştum da..biz sizi arariz demiştiniz... - evet - aramayinca korktum başiniza bişey geldi sandim.herşey yolunda mi? - yolunda..yolunda - oh..oh..yarin gelip başliim o zaman ben - hah..hah.hah..hasstir Komik Reha Muhtar Diyalogları :)))) ***** Reha Muhtar, canlı yayında Şerafettin Bey'le konuşuyor. R.M. : -Sayın Şerafettin Bey kardeşim, siz orada var mıydınız, yok muydunuz, efenim? -Yoktum. R.M. : -Yoktum diyorsunuz. -Yoktum diyorum. R.M. : -Bak Şerafettin sana bir daha soruyorum. Var mıydın, yok muydun? -Valla billa yoktum. R.M. : -Yemin etmenize gerek yok efendim, size inanıyoruz. R.M. : -Var mıydın, yok muydun? -Vardım efendim.. R.M. : -Peki Şerafettin siz demin yoktum diyordun, şimdi vardım diyorsunuz. Bu nasıl iş kardeşim? -Yoktum dedim inanmadınız, ne yapayım? R.M. : -Ne yapacağınızı ben bilemem efendim. Orasını sen düşün. Var mıydın, yok muydunuz? -Hatırlamıyorum. R.M. : -Hatırlayınız efendim. Bak bir filmimiz var sizinle ilgili. Onu birlikte izleyelim, sonra sana soracağım. Araya söz konusu film giriyor. Bir muhabir kapıyı kırıp Şerafettin'in evine giriyor ve kibarca, gizli kamera (!!) ile çekim yapmak için izin istiyor. Şerafettin Bey izin vermiyor tabii. Bunun üzerine kameraman dinlemiyor, çekimlerini yapıp gidiyor. Yine Reha Muhtar geliyor görüntüye: R.M. : -Filmimizi izlediniz, Şerafettin Bey. Şimdi ne diyorsunuz? -Galiba varmışım. R.M. : -Galiba ile olmaz efendim, emin misiniz? -Eminim. R.M. : -Öyleyse eminsiniz yani. -Evet efendim, eminim. R.M. : -Şerafettin Bey eminim diyorsunuz ama pek emin görünmüyorsunuz.. Добавлено (17 Май 2008, 18:52) --------------------------------------------- Her Sabah Yeni evli bir çift evli ilk günlerini geçireceklermiş. Gelin uyanmış. Bakmış damat yatakta yok. Kapı deliğinden kocasının ne yaptığına bakmış. Yeni damat sobayı yakmış, kahvaltıyı hazırlamış, gömleklerini ütülemiş. Kadın iyi bir adama düştüm diye çok sevinmiş ve yatağına yarım kalan uykusunu tamamlamaya gitmiş. Birkaç dakika sonra damat gelini uyandırmış. Gelin uyanmış ve damatdan sabah duyduğu ilk söz gelinin bütün sevincini alt üst etmiş: - Her sabah böyle isterim... Каждое утро Просыпается невеста после первой брачной ночи, смотрит - нет жениха рядом. Подошла к двери она - и подглядела что он там делает в другой комнате. Жених растопил печку, приготовил завтрак, погладил все рубашки. "Ну, - думает невеста, - свезло так свезло мне с женишком!" И пошла досматривать сон. Через несколько минут прибегает жених и будит ее. Невеста проснулась и первые слова, которые услышала она в это их первое утро полностью разрушили ее блаженный настрой: - Хочу чтобы так было каждое утро! ------------------------------------------------ İyi Tanımıyorum Evde kadin kocasini hasliyor: - Hiç olmazsa su yan komsularimizi örnek al... Kaç yillik evliler ama birbirlerine hala balayinda gibi davraniyorlar... Adam karisini arabada, kapinin önünde, her yerde öpüyor... Yaziklar olsun! Sen neden ayni seyi yapamiyorsun? - Yaparim yapmasina ama, ben kadini iyi tanimiyorum ki Не очень хорошо знаю... Дома жена мужа укоряет: - Ну ты хоть возьми за пример соседей наших... Сколько лет уже женаты, а все еще ведут себя друг с другом как во время медового месяца.. Он ее и в машину первой сажает и вперед всегда пропускает, целует ее везде... Как не стыдно тебе! Ты почему так же не делаешь?! - Да я-то могу так же, но я ведь не знаю так близко его жену.. ---------------------------------------------------------------------- Peki Damat? İlk defa bir dügün törenine katılan küçük kız annesine fısıltıyla sorar: - "Neden gelinler beyaz gelinlik giyer?" - "Çünkü, yavrucum, beyaz mutlulugun rengidir, bugün de onun en mutlu günü ... diyerek anne kızının sorusunu cevaplandırmaya çalışır. Küçük kız biraz düşünür ve ikinci sorusunu sorar. - "O zaman damat neden siyah giyiniyor?" Хорошо - а жених...? Маленькая девочка первый раз на свадьбе и спрашивает маму: - А почему невесты одевают белое? - Потому что, дочурка моя, белое - это цвет счастья, а сегодня ее самый счастливый день... - отвечает мама дочери. Маленькая девочка, немного подумав, снова спрашивает: - ОК, а почему тогда жених черное одевает? ----------------------------------------------------------------- Araba Kazası Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken çarpışırlar. İkisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur. Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp: - Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu ama ikimize de hiçbir şey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatimizin sonuna kadar huzur içinde birlikte yasamamız için bir işarettir, - der. Müthiş heyecanlanan adam: - Evet, galiba haklisin, - diye cevap verir şaşkınlıkla. Kadın: - Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız, - diye devam eder ve şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır. Bunun üstüne adam sorar: - Sen içmeyecek misin? Kadın cevap verir: - Hayır, ben polisi bekleyeceğim! Авария Как то раз столкнулись две машины - в одной за рулем был мужчина, в другой - женщина. Машины просто вдребезги разбились, но, по счастливой случайности, оба остаются живы и невредимы. Вылазят они из машин и женщина говорит: - Надо же! Ты мужчина, я женщина. Наши машины вдребезги - а нам ничего! Возможно это знак к тому, чтобы мы познакомились, стали друзьями и прожили до конца наших дней в мире и согласии. Мужик офигел просто от таких слов и отвечает в растерянности: - Да, возможно ты права! Женщина продолжает: - Посмотри-ка! Моя машина даже на крышу перевернулась, а бутылочка вина целехонькая! Однозначно это знак! Давай выпьем это вино и отметим это событие, - и протягивает ему бутылку. Он берет вино, открывает, выпивает половину и протягивает женщине. Она быстренько закупоривает бутылочку и протягивает обратно. Мужик и спрашивает: - А ты разве пить не будешь? - Нет! Я буду ждать полицию! ----------------------------------------------------------------------- Bu Biir Çocuk birgün dedesine sormuş: - Dede ninem ile kaç yıldır evlisin? - 40 yıldır evlat. - Peki ama dede, ben sizi hiç kavga ederken görmedim bunun sırrı nedir? - Otur evlat anlatayım... Nikahımız kıyıldı. Benim at arabasına ninenin üç-beş eşyasını attık ve bizim köyün yolunu tuttuk. Yolda atın ayağı tökezlendi. 'Bu bir' dedim. Yola devam ederken bir daha tökezlendi, ben yine 'Bu iki' dedim. Köye de epey yolumuz vardı. Bizim atın ayağı bir daha tökezleyince 'Bu üç' dedim ve çektim piştovu, atı orada vurdum. Ninen, ben atı vurunca başladı bana söylenmeye: - Biz nasıl gideceğiz. Niye durup dururken atı vurdun. Sende hiç akıl yok mu? Bu eşyaları nasıl götüreceğiz? Ben de döndüm ninene: "Bu biiirr" dedim. O gündür bu gündür, gül gibi geçinip gidiyoruz.... Это раааз... Однажды ребенок спрашивает у дедушки: - Дедуль, а сколько лет ты женат на бабуле? - 40 лет, внучок. - Дедуль, а как так получается, что я ни разу не видел чтоб вы ссорились? В чем тайна? - Садись, внучок, расскажу… После свадьбы погрузили мы вещи бабули твоей на мою телегу и поехали в нашу родную деревню. В дороге лошадь споткнулась. Я сказал: «Это раз». Едем дальше.. лошадь опять споткнулась. Я сказал: «Это два». До деревни оставалось еще приличное расстояние. Когда лошадь споткнулась в третий раз, я сказал: «Это три», - достал пистолет и застрелил лошадь. Твоя бабуля после этого давай меня выговаривать: - Ну как мы теперь поедем?! Зачем ты, ни с того ни с сего, лошадь застрелил? Совсем чтоль из ума выжил? Как мы эти вещи теперь повезем? Я повернулся к бабуле твоей и сказал: - Это рааааз… С тех пор живем душа в душу, горя не знаем… Добавлено (17 Май 2008, 18:54) --------------------------------------------- Allah'ın Rahmeti Nasrettin hoca birgün camdan yağan yağmuru seyrediyormuş. Yağmurdan kaçan bir adama gözü takılmış. Camı açmış adama bağırarak: - Neden Allah'ın rahmetinden kaçıyorsun, demiş. Adam hocaya cevap vermeden kaçışına devam etmiş. Ertesi gün adam camdan yağmuru seyrederken Hoca dışarda yağmurdan kaçıyormuş. Bunu gören adam Hocaya: - Hocam Allah'ın rahmetinden kaçılır mı? Neden kaçıyorsun? - demiş. Hoca cevap vermiş: - Allah'ın rahmetine basmamak için kaçıyorum. Благословение Аллаха Однажды Насреддин Ходжа сидел у окна и смотрел на ливень на улице. Вдруг увидел человека, который бежал под дождем. Ходжа открыл окно и прокричал: - Ты почему убегаешь от дождя - это ведь благословение Аллаха?! Но человек пробежал ничего не ответив. На следующий день этот человек сидел у окна и смотрел на дождь. Вдруг видит - Ходжа Насреддин бежит. Он ему: - Эй, Ходжа, ты чего от благословения Аллаха убегаешь? Ходжа ответил: - Я бегу, чтобы не наступать на благословение Аллаха. ------------------------------------------------------------------------------- Nasreddin Hoca ve Balık Hoca yolculuk sırasında mola verip bir hana girer, bu sırada hana bir başka yolcu daha girer ve ikisi birden hancıdan yiyecek birşeyler isterler. Fakat hancı yiyecek olarak sadece bir balık olduğunu söyler ve bunu paylaşmalarını önerir. Bunun üzerine Hoca: - Ben balığın sadece başını yiyeceğim der. Hancı bunun nedenini sorar. Hoca da: - Balık başı zekayı artırır, balık başı yiyen insan akıllı olur, der. Bunun üzerine diğer yolcu hemen atılır ve Hoca'ya: - Balık başını niye sen yiyeceksin, ben yemek istiyorum, der. Hocada itiraz etmez. Balığın koca gövdesini Hoca yer ve bir güzel karnını doyurur. Diğer yolcu ise sadece balığın başını yer ve Hoca'ya seslenir: - Sen koca gövdeyi yedin, karnını doyurdun; ben sadece kafayı yedim, aç kaldım, der. Hoca da bunun üzerine şunu der: - Bak nasıl akıllandın! Насреддин Ходжа и рыба Однажды Ходжа во время одного из путешествий решил сделать привал и зашел в один постоялый двор. В это же время туда входит другой путешественник. Оба требуют от хозяина чего-нибудь покушать. Но хозяин говорит, что из еды осталась только одна рыба и предложил им разделить эту рыбу. Ходжа и говорит: - Я ем только голову у рыбы. Хозяин спросил его причину этого. - А голова от рыбы мозгов добавляет. Человек, который ест голову от рыбы становится умным. Второй путешественник сразу Ходже и говорит: - А почему это ты будешь есть голову?! Я хочу есть голову! Ходжа ничего не возразил. Взял рыбу и хорошенько покушал. Второй путешественник съел голову и говорит Ходже: - Ты, Ходжа, съел целую рыбу и насытился хорошо, а я только голову съел и остался голодным. Ходжа ответил: - Зато видишь как ты поумнел-то! Добавлено (17 Май 2008, 18:59) --------------------------------------------- Основные персонажы - Темель, Дурсун, Джемаль и др. Глубина Как то сидел Темель у берега речки. Вдруг подъезжает джип и водитель спрашивает его глубока ли речка в этом месте. Темель ответил: "Да неглубоко здесь, можешь проезжать.." Ну водитель поверив Темелю въехал на джипе в реку. И джип сразу утонул. Весь в ссадинах и тине выплывает водитель на поверхность и сразу к Темелю: - Ах ты, мать твою! Ты же говорил что здесь неглубоко!! - и давай тузить Темеля... А Темель кричит: "Ей Богу не виноват я, брат! Тут недавно утка проплывала - так ей по пояс было..." ----------------------------------------------------- Laz Ördek Bir gün laz ördeğin biri bara gitmiş. Barmene: - Ekmek var mı?” diye sormuş. Barmen : - Yok, demiş. Ördek: - Ekmek var mı? - Yok. - Ekmek var mı? - Yok! Barmen: - Eğer bir daha sorarsan seni kulaklarından çiviyle tavana asarım, demiş. Ördek : - Çivi var mı? - Yok! - Ekmek var mı? Чукча (т.е. Лаз по-турецки) в баре Заходит как-то Лаз в бар и спрашивает бармена: - Хлеб есть? Бармен говорит: - Нет. Лаз: - Хлеб есть? - Нет! - Хлеб есть? - Нет! Бармен: - Слушай, еще раз меня об этом спросишь, я тебя за уши к потолку гвоздями прибью! Лаз: - Гвозди есть? - Нет! - Хлеб есть? ------------------------------------------------- Vesikalık Temel bir gün Dursun’a gidip: - Dursun, senin makinen var bana 12 tane vesikalık gerekiyor çeker misin? demiş. Dursun da: - Çekerim ama benim makine boydan çeker vesikalık nasıl olacak? demiş ve başlamışlar düşünmeye... Sonunda Dursun’un aklına bir şey gelmiş ve: - Temel, sen sahile git kumu kaz içine gir omuzlarından aşağısı görünmesin böylece vesikalık olur. “Tamam” demiş Temel, Dursun makineyi almak için eve giderken o da sahile gitmiş, 12 tane çukur kazmış. Dursun gelmiş ve: - Salak niye 12 tane çukur kazdın? Ben 12 tane makine getirmiştim, der. Фото на документы Приходит как-то Темель к Дурсуну и говорит: - Дурсун, у тебя есть фотоаппарат. Мне нужно 12 фотографий на документы. Снимешь меня? Дурсун отвечает: - Могу конечно, но у меня аппарат снимает только в полный рост - не получится фото на документы. Чего делать? Давай они думать. В конце концов Дурсун предлагает: - Темель, ты пойди на берег, выкопай в песке яму по пояс - туда станешь и я тебя сниму. Темель согласился. Дурсун пошел домой за фотоаппаратом, а Темель пошел на берег и выкопал 12 ям. Приходит Дурсун и говорит: - Ну ты чайник! Ты зачем выкопал 12 ям?! Я принес 12 фотоаппаратов... --------------------------------------------------------------------------------------- Cemal Duymasın Cemal ile Temel askerde beraber nöbet tutarlarken, komutanları bir bakmış ki Cemal elinde ki mektubu okuyor. - Ne yapıyorsunuz, demiş. Temel: - Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo pağa. - Peki Cemal’in kulaklarındaki pamuk ne? Temel: - Kusura bakmayun komutanum siz de biraz safsunuz. Tabi ki Cemal mektubu duymasın diye komutanum... Чтобы Джемаль не слышал Джемаль и Темель стоят на посту в армии. Проходит командир - смотрит, в руках у Джемаля письмо. Командир спрашивает: - Что это вы делаете? Темель отвечает: - От любимой письмо пришло. А я ни писать ни читать не умею, вот Джемаль и читает мне. - Хорошо, а что это за вата в ушах у Джемаля? - Командир, - это чтоб Джемаль не слышал мое письмо конечно!.. ------------------------------------------------------------------------------- Pijama Temel, Cemal’e misafirliğe gitmiştir. Gece sağanak yağış başlayınca, Cemal konukseverlik gosterir: - Ula Temel , çok yağmur yağıyor, eve gitme, burada kal. Temel bunu kabul eder ama biraz sonra ortadan kaybolur. Aradan epeyce zaman geçtikten sonra, kapı çalar, kapıdaki sırılsıklam olan Temeldir... Cemal çıkışır: - Ula neredesun, merak ettum seni? Temel cevap verir: - Eve kadar gittim, pijamalarumu aldum da... Пижама Темель пришел как-то в гости к Джемалю. Под вечер вдруг пошел ливень и Джемаль проявил гостеприимность: - Слушай, Темель, такой дождь на дворе, ты не ходи домой, оставайся здесь. Темель принял предложение, но через некоторое время исчез. Проходит довольно много времени, стук в дверь, в дверях промокший до нитки Темель. Джемаль ему: - Ну где же ты пропал? Я уже было потерял тебя.. Темель отвечает: - Да я домой сбегал, пижаму взял... ---------------------------------------------------------------------- Bu Dolar Sahte Marketin birine bir turist gelmiş, bir şeyler almış, kasada ödeme yaparken, kasiyere cebinden 100$ çıkartıp vermiş. Kasiyer paranın sahte olmasından şüphelenerek paranın orasına burasına bakmaya başlamış ama bir türlü emin olamamış. Bakmış böyle olmayacak parayı sırada bekleyen Temel’e uzatmış. "Bir de siz bakar mısınız? Ben anlayamadım..." demiş. Temel paranın bir altına bir üstüne bakmış sonra tezgahın üzerine atmış ve "Bu para sahte" demiş. Herkes şaşırmış ve nasıl anladın bu kadar çabuk demişler. Temel’de bunun üzerine: - Çok kolay, bunun üstünde Atatürk resmi yok, demiş. Эти деньги фальшивые Пришел как-то в магазин один турист. Купил кое-что и в кассе расплачиваясь дает 100 долларовую бумажку. Кассир усомнился в том, настоящая ли она и начал осматривать ее со всех сторон, но все равно так и не удостоверился. Смотрит, в очереди стоит Темель. Он ему протягивает бумажку: - Может Вы посмотрите, я не понял... Темель посмотрел на бумажку сверху, снизу и возвращает ее кассиру: - Бумажка фальшивая. Все удивились и спрашивают Темеля как так он быстро определил?! Темель говорит: - Да элементарно! Ататюрк ведь не нарисован на ней... Добавлено (17 Май 2008, 19:00) --------------------------------------------- Yol Kaç Şeritli Olsun? Adamın biri birgün yolda giderken Alaaddinin lambasını bulmuş. Lambayı okşamış ve içinden cin çıkmış: - Dile benden ne dilersen, demiş. Adam da: - Ya cin ben Kıbrısı çok merak ediyorum, ama ne uçağa, ne de gemiye binebiliyorum. Bana oraya bir köprü yol yapsana, demiş. Cin de: - Ya kardeşim senin işin gücün yok mu? Şimdi yol yapmak için oraya bir sürü asfalt, iş makinalari demir, çelik halat falan filan lazım şimdi onunla kim uğraşacak sen başka birşey iste, demiş. Adam da: - O zaman bana kadınları nasıl anlayacağımı söyle, demiş. Cinde adama demiş ki: - Ya senin şu yol kaç şeritli olsun. Какой ширины мост хочешь? Как то один человек шел по дороге и нашел лампу Алладина. Потер он лампу, из лампы вылез джин: - Чего пожелаешь господин? Человек говорит: - Слушай джин. Мне очень хотелось бы попасть на о.Кипр, да вот беда – я не могу ни летать ни плавать – плохо мне становится. Сделай-ка ты для меня мост туда. Джин и говорит: - Слушай, брат, ну ты даешь! Да чтобы туда сделать мост сколько асфальта, металлоконструкций и других материалов нужно!! А техники всякой разной сколько привлечь нужно! А людей!! А кто этим сейчас заниматься будет?! Неет, - ты лучше чего-нибудь другое пожелай… Человек подумал и говорит: - Ну, тогда научи меня женщин понимать. Джин почесал затылок и сказал: - Какой ширины мост хочешь? ------------------------------------------------------------------ Kazım Hıyar Adamin biri ismini degistirmek için mahkemeye basvurmus... Hakim Sormus: - Adin ne? Adam Cevap vermis: - Hasan Hiyar, efendim... Hakim: - Isim degisikligi istemekte haklisin evladim... Peki yerine ne istiyorsun? Adam: - Kazım Hiyar... Казым Болван Пришел как то один человек в суд чтобы поменять свое имя. Судья спрашивает: - Как тебя зовут? - Хасан Болван, эфендим.. Судья: - Ну вообще-то ты прав, сынок, что хочешь имя поменять.. Хорошо, а какое же имя ты хочешь? - Казым Болван… ------------------------------------------------------- Elektrik Süpürgesi Elektrik süpürgesi satıcısı, bir apartman dairesinin kapısını çalmış kapıyı açan bayana: - Hanımefendi, bu elimde görmüş olduğunuz kovanın içinde at pisliği var, demiş ve bu bir kova pisliği evin içine doğru savurarak döküvermiş. Sonra da: - Hanımefendi, elimdeki elektrik süpürgesi ile 10 dakika içinde bunu temizleyemezsem, bu moku yiyeceğim! Demiş. Kadın satıcıya şöyle bir bakmış ve şöyle demiş: - Beyefendi, üstüne domates sosu da ister misiniz? Elektrikler kesik de! Пылесос Продавец пылесосов стучит в дверь квартиры и говорит открывшей двери женщине: - Ханымефенди, видите у меня в руке ведро? В ведре лошадиное дерьмо.. И вывалил это все у нее перед ногами в квартире. Потом говорит: - Ханымефенди, если я сейчас вот этим пылесосом за 10 минут все не вычищу – я все это съем! Женщина посмотрела на него строго так и говорит: - Бейэфенди, может это все вам и кетчупом полить сверху? Электричества то нет… Добавлено (17 Май 2008, 19:04) --------------------------------------------- Öğrenci Yurdu Üniversitede, dönemin ilk gününde rektör yeni gelenleri toplamış, üniversite kurallarını anlatırken sıra yurt olayına gelmiş. Rektör demiş ki: - Kız yurtları erkek öğrenciler için yasak bölge. Erkek yurtları kız öğrenciler için. Yasak bölgede yakalanan kişiye ilk seferinde 200 milyon ceza kesilecek. İkinci yakalanışında 300 milyon, üçüncü yakalanışında da 500 milyon ceza kesilecek. Sorusu olan var mı? Arka taraftan bir erkek öğrenci sesi: - Sezonluk bilet ne kadar? Общежитие В первый день семестра ректор университета собрал поступивших и начал рассказывать о правилах университета. Речь дошла до вопроса об общежитиях. Ректор говорит: - Женские общежития - запретная зона для парней. Мужские общежития - запретная зона для девушек. Тот, кто в первый раз будет пойман в запретной зоне - штраф 200 млн. лир, во второй раз - 300 млн лир, в третий раз - 500 млн лир. Есть вопросы? Из толпы собравшихся мужской голос: - А сколько стоит билет на сезон? ------------------------------------------------- Oğlunuzla Efendim Öğretmen: - Söyle bakalım, dün okula geleceğin yerde, hangi eşeksıpası ile sokaklarda dolaştın? Çocuk: - Oğlunuzla efendim. С вашим сыном эфендим Учитель: - Ну ка скажи, ты вчера в школу не пришел - с каким таким оболтусом и лентяем ты шлялся по улицам? Ребенок: - С вашим сыном, Ефендим. -------------------------------------------------------------- Hepimiz Birden Oymakbeyi, izci adaylarını karşısına toplamış, onlara izciliğin ilkelerini anlatmaya çalışıyordu: - Bakın çocuklar, dedi. Bir izci, her gün, hiç olmazsa bir kez birine yardımcı olmalıdır. Hastalara...Yaşlılara...Muhtaçlara...Her sabah okula geldiğiniz zaman size birgün önce nasıl bir iyilik yaptığınızı soracağım. Tamam mı? Ertesi sabah Oymakbeyi çocukları toplayıp sordu: - Söyleyin bakalım...Dün ne gibi bir iyilik yaptınız? Bütün çocuklar, hep bir ağızdan: - Yaşlı bir kadının karşıdan karşıya geçmesine yardım ettik efendim. Adamcağız şaşırdı: - Hepiniz mi? - Evet efendim, hepimiz birden. - Neden? Çocuklardan biri cevap verdi: - Kadın karşıdan karşıya geçmek istemiyordu, ondan efendim! Тимуровцы Оймакбейи собрал тимуровцев и пытается им объяснить основы тимуровского движения: - Смотрите детишки.. Каждый тимуровец должен каждый день хотя бы одному человеку помочь... Больным, пожилым, нуждающимся... Я каждое утро в школе буду вас спрашивать о том, какое хорошее дело вы сделали накануне. Хорошо? На следующий день Оймакбейи спрашивает детей: - Ну, говорите, какое доброе дело вы вчера сделали? Дети отвечают хором: - Мы помогли пожилой женщине перейти через дорогу, ефендим! Он удивился: - Что все вместе?! - Да,эфендим, все вместе. - Почему? Один из детей отвечает: - А женщина не хотела переходить на другую сторону, поэтому эфендим.
 
|